14 Mayıs 2009 Perşembe
12 Mayıs 2009 Salı
Tarih Yazanlar

Yarın saat 12:00'de NTV'de ve NTV Spor'da güzel bir program ekrana gelecek. İçerikse çok anlamlı. 2000'de Uefa Kupası'nı kazanan Galata Saray ekibinin önde gelenleri programa konuk olacak. Fatih Terim başta olmak üzere o günkü teknik ekip ve kadrodan güzel isimleri göreceğiz. Ercan Taner'in sunumunda gerçekleşecek programı kaçırmayacağınızdan eminim.
Tarih Yazanlar @ Ntv Spor
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Emiliana Torrini Geliyor

Oldu işte. İzlanda'nın gülü geliyor ülkemize. Bugün My Space'te vakit öldürürken kendimi Emiliana Torrini'nin sayfasında buldum, acaba yeni bir şeyler var mı diye meraklanmışım demek ki! Konser takvimine göz atarken İstanbul'un adını gördüm. Heyecanlandım, sözlüğe bakındım. Hızımı alamayıp İKSV'nin resmi sitesine koştum. Orası da beni konfirme edince rahatladım açıkçası. Doğruydu işte gördüklerim. Emiliana Torrini Temmuz'un 15'inde, 16. Uluslararası İstanbul Caz Festivali çerçevesinde buraya geliyordu. Ben şimdiden muazzam bir konserin hayalini kurmaya başladım bile. Size de tavsiyem odur ki, bir an önce konser biletlerini edinin. İstanbul Modern'de görüşmek üzere, bekle beni güzel Emiliana...
Emiliana Torrini @ Biletix
7 Mayıs 2009 Perşembe
Eski Açık Sarı Desene

2002-2003 sezonu. Baş aktör Galata Saray, hem de Fatih Terim'li Galata Saray. İşte böyle bir ortamda çekiliyor Eski Açık Sarı Desene belgeseli. Bu belgesel filmini yöneten isimse Ali Ömer Kazma. Belgeselimiz 2003 yılının Ekim ayında vizyona girmişti Türkiye'de. O zaman sinema salonlarında çok büyük bir ilgi gördüğünü söylememeiz güç ama taraftarlar bazında önemi büyüktür. Zaten birçok kişi bir şekilde izlemiştir belgeseli, vcd veya dvd şeklinde edinmişlerdir en kötü. Zaten bu belgesel ülkemizde bir futbol takımı için çekilen ilk belgesel olma özelliğinden dolayı önemlidir. İlk olduğu için eksikleri de vardır tabii. Ama güzellikleri daha çoktur bana göre. Belgesel farklı çekim teknikleriyle güzel süslenmiştir evvela. Onun yanında içeriği çok doludur. Futbolun arka bahçesini gözler önüne sermiştir, soyunma odalarında yaşananları, hissedilen havayı, duyguyu bizlerin de yaşamasını sağlamıştır. Fatih Terim'in futbolculara verdiği coşku biz koltuktakileri fena sarsmıştır sonra. Bu yüzdendir ki, belgeseli izlerken üzerimizdeki parçalıyı öpmüşüzdür sürekli:) Belgeselin satır aralarında şöyle bir duygusal cümle sarfedilir Suat Kaya tarafından: "Az önce şurda otururken ne konuştuk biliyor musun arkadaşlarla. Ergün, ben, Arif, Bülent şurda (Florya) yaşlandık dedik!" İzlemeyen arkadaşlar çabucak izlesin, izleyenlerse nostalji yapsın ve tempo tutsun: "Eski açık sarı desene, desene, desene..."
Eski Açık Sarı Desene @ IMDb
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Engelleri Birlikte Aşalım

Geçtiğimiz günlerde Galata Saray Spor Kulübü'nün desteğiyle beraber TESYEV'in önderliğinde, Sözün Bittiği Yer projesinin galası yapıldı. Galaya birçok ünlü isim katılıp destek oldu. Şimdi ise sıra bizlerde. Zira Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı'nca düzenlenen Engelleri Kaldıralım kampanyası devam etmekte şu sıralar. Engelli insanlarımıza yardım amaçlı düzenlenen kampanyaya cep telefonlarımızdan DESTEK yazıp 5633'e sms yollayarak katılabiliriz. Her türlü operatörlerden atabileceğiniz mesajların ücreti ise sadece 5 TL. Bunun yanında resmi siteden gönlünüzce para yardımında bulunabilirsiniz.
5 Mayıs 2009 Salı
4 Mayıs 2009 Pazartesi
2009 Dünya Şampiyonu Wishaw Büyücüsü

İngiltere'nin Sheffield şehrinde 2 haftadır derin bir heyecan vardı. Bu heyecanın sebebi de 2009 Snooker Dünya Şampiyonası'ydı. 18 Nisan'da başladı ve 4 Mayıs akşamı güzel bir finalle son buldu.
Turnuvada Ronnie O'Sullivan, John Higgins, Stephen Hendry, Shaun Murphy ve Stephen Maguire gibi deneyimli oyuncuların yanı sıra Mark Selby, Mark Allen, Graeme Dott, Allister Carter ve Ryan Day gibi genç ama yetenekli isimler vardı. Bu kadar iyi ismin olduğu bir dünya şampiyonasında beklentiler yüksekti elbette. Böyle bir ortamda toplar ıstakaların menziline girdi ve organizasyon başladı. Sürprizlerle başladı diyelim biz şuna. İlk turlar normal seyrinde geçti ama 2. turda olanlar oldu. Çünkü dünyanın bir numaralı ismi Ronnie O'Sullivan nam-ı diğer The Rocket, Mark Allen'a 13-11 kaybederek şampiyonaya veda etti. Şampiyon veda etti ama şampiyona devam ediyordu. İkinci turda elenen bir diğer isimse Allister Carter olmuştu.
Çeyrek finale gelindiğindeyse güzel maçlar oynanıyordu masalarda. John Higgins-Mark Selby kapışması en öne çıkan maçıydı bu çeyreğin. İki oyuncu da zihnen aşırı yoruldurlar ve maç son frame'de John Higgins'e kaldı. Çeyrek finalin bir diğer maçında Shaun Murphy, Stephen Hendry'i 13-11'le geçerek yarı finale çıktı. Ama bu maçın en unutulmaz anı, usta isim Stephen Hendry'nin masayı silip süpürmesiyle gelen 147'lik seriydi. Bu aynı zamanda şampiyonanın da tek 147'siydi. Stephen Hendry bu sayede £147.000'luk teselli ödülüyle The Crucible Theatre'dan ayrıldı. Bir önceki turda Allister Carter'ı eleyen Neil Robertson, bu defa da Stephen Maguire'ı geçip yarı finalist oldu.

Yarı finalde, turnuvanın sürpriz ismi Mark Allen bu kez bir başka büyük oyuncuyla karşılaştı. The Wizard of Wishaw olarak da bilinen Jonh Higgins, ilk etapta oyuna hakim oldu ve bir ara durumu 13-3'e kadar getirdi. Sonraki etaplarda çılgın bir geri dönüşe imza atan genç Kuzey İrlandalı Allen, durumu 16-13'e kadar taşıdı. Wishaw Büyücüsü Higgins, soğuk terler dökmesine rağmen 17-13'le kazanıp adını bu şampiyonada 4. kez finale yazdırdı. 1/4 finalin diğer ayağında Shaun Murphy, başka bir sürpriz isim olan Neil Robertson'ı zor da olsa yenerek Higgins'in rakibi oldu.
Finalde benim favorim elbette John Higgins'ti. Ronnie O'Sullivan ile birlikte finalde görmeyi çok isterdim ama olmadı. Bizim finalimize gelecek olursak beklenildiği gibi ortada başladı maç. Frame'ler oynanmaya başladıkça Higgins ağırlığını koydu ve çok başlarda maçı koparmış oldu. Özel sebeplerden ötürü Sheffield sakinlerinin hayli tepkili olduğu Shaun Murphy, finale kadar sessiz sakin gelmiş olsa da şansı John Higgins'e karşı tutmadı. Final oyununu 18-9'luk ezici bir üstünlükle kazanan John, bu yılla beraber World Snooker Championship'te 3. şampiyonluğunu tatmış oldu. Higgins'in turnuva boyunca sergilediği beyefendi tavrı ve güzel oyunlarıyla kupayı fazlasıyla hakettiğini söylemeliyim. Elbette kupanın yanında £250.000'luk küçük bir servetin de sahibi oldu:) Büyük İskoç oyuncunun, şampiyon olduktan sonra ailesiyle birlikte yaşadığı sevinç görülmeye değerdi. Görülmesi gereken bir diğer güzellik de Eurosport ekranlarındaydı. Turnuva boyunca çok hoş sunumlar yaptılar. John & Eurosport'a birlikte seslenelim: Devam edin.
Galata Saray Dergisi #79

2009 Fiba Eurocup Şampiyonu dişi aslanlarımızın kapağını süslediği Galata Saray Dergisi bayilerde. Kupayla çekilen bu güzel fotoğrafı görüp de dergiyi almamak olmaz. Derginin bu ayki içeriğini resmi siteden görebilirsiniz.
Galata Saray Dergisi 79. Sayı - Satın Al
Engelsiz Aslanlar Yine Şampiyon

Galata Saray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı geçen yılın ardından bu sene de Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. Geçtiğimiz pazar günü Almanya'da oynanan finalde Engelsiz Aslanlar, Alman ekibi olan RSC Rollis Zwickau'yu 82-73 yenerek kupaya uzandı. Detaylara resmi siteden bakabilirsiniz. Bu güzel insanlar için ne yazsak yetersiz inanın. Onları çok seviyoruz. Canı gönülden tebrikler Cim Bom Bom'un yürekli oyuncuları.
Şampiyondan Taviz Yok

Rafael Nadal 2009'a kaldığı yerden devam ediyor. Dün oynanan ATP Tour'un Roma durağında kazandı bu kez de. Rafa'nın finaldeki rakibi sinir adam Novak Djokovic'ti. İlk seti tie-break sonucu kazanan Nadal, ikinci sette o kadar zorlanmadı. Neticede maçı 7-6 ve 6-2'lik setlerle 2-0 kazanıp Roma Masters'da imparatorluğunu ilan etti. Ayrıca bu peş peşe kazandığı 3. ATP oldu. Toprak kortların açık ara birincisi olan Rafael Nadal'ın mayısta başlayacak olan Roland Garros'ta neler yapacağını merakla bekliyorum artık. Üst üste 5. zaferine ulaşabilecek mi acaba Fransa'da? Bu arada maç yayını için D Spor'a teşekkürlerimizi iletelim ve Fransa Açık'ın Eurosport ekranlarından izlenebileceğini söylemiş olalım.
1 Mayıs 2009 Cuma
Our Broken Garden

Yumuşak sesli bayan vokal arayanlar için gelsin yazımız. Our Broken Garden Danimarkalı bir solo proje. Vokaliyle bu projeyi hayata geçiren isimse Anna Bronsted. 2008 yılında çıkan When Your Blackening Shows albümünde Anna sesini duyuyorken, gitarda, bass&drum'da, klavye enstrümanında ve piyanoda Soren Bigum, Moogie Johnson, Poul Terkildsen, Palle Hjorth ve Lise Westzynth gibi müzisyenleri görüyoruz. Albüm piyano ve hafif davul eşliğinde her açıdan genişlemiş diyebiliriz. Hani albüme hafif sıkıcı diyemeyin diye söylüyorum bunu:) My Kinship, The Blinding, When Your Blackening Shows bir adım öne çıkan şarkılar. Watermark şarkısı ise Anna'nın babasıyla ilgili olduğu için onun açısından hayli özel ve anlamlı olduğunu belirtelim. Dinlerken farklı bir ruh haline bürüneceksiniz, demedi demeyin. Sözün özü karamsar İskandinav öykülerini barındıran bu albüm arşivinizde yer almalı.
Our Broken Garden @ My Space
Our Broken Garden - My Kinship
Our Broken Garden - The Blinding
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









